Anasayfa / Kent ve Yaşam / Genel / DİSK-KESK-TMMOB-TTB KRİZE KARŞI MİTİNG AÇIKLAMASI

DİSK-KESK-TMMOB-TTB KRİZE KARŞI MİTİNG AÇIKLAMASI

EMEK ÖRGÜTLERİNDEN MİTİNGE ÇAĞRI: “KRİZİN BEDELİNİ ÖDEMEYECEĞİZ”

“Krize karşı emeğin haklarını savunmak için omuz omuza” sloganıyla bir araya gelen ve katılımcıları arasında Tüm Emekliler Sendikası Emekli-Sen’in de bulunduğu çok sayıda sendika, meslek örgütü, siyasi parti ve demokratik kitle örgütünden oluşan emek ve demokrasi güçleri tarafından, 22 Aralık Cumartesi günü saat:14.00’te Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda yapılacak olan mitinge katılım için çağrı yapıldı.

DİSK-KESK-TMMOB ve TTB’nin öncülüğünde “Yoksullaşmaya, işsizliğe, güvencesizliğe karşı birlikte mücadeleye” sloganıyla gerçekleştirilecek olan mitingi duyurmak üzere bugün TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nda biraraya gelen kurumlar tarafından yapılan basın açıklamasında;

“Enflasyondan işsizliğe, yoksullaşmadan ekonomik durgunluğa kadar hayatlarımızı her alanda kabusa çeviren kapsamlı bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. İktidarın sözcüleri “kriz” sözcüğünü kullanmaktan özenle kaçınsa da, bizler için krizin anlamı birbiri ardına kapanan dükkanlardır, pazarda markette sürekli yapılan zamlardır, kabaran elektrik-su-doğalgaz faturalarıdır, ödenemeyen borçlardır, evlere gelen hacizlerdir, çalışma saatlerinin uzaması, işten atmaların artmasıdır, iş cinayetleridir. Krizin anlamı, milyonlarca yoksul-emekçi için ülkenin giderek yaşanamaz hale gelmesidir” denilerek;

“Bu ülkenin tüm zenginliklerini yaratan çoğunluğunun krizden korunması için omuz omuza vermek, krizin bedelini ödememek, emeğin haklarını omuz omuza savunmak, faturayı patronlar ve siyasi iktidar ödesin demek için” 22 Aralık Cumartesi günü saat: 14.00’te Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda buluşmaya çağrı yapıldı.

Katılımcı kurumlar adına KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Mesut Meki tarafından okunan basın açıklamasının tamamı aşağıdaki gibidir.

Enflasyondan işsizliğe, yoksullaşmadan ekonomik durgunluğa kadar hayatlarımızı her alanda kabusa çeviren kapsamlı bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. İktidarın sözcüleri “kriz” sözcüğünü kullanmaktan özenle kaçınsa da, bizler için krizin anlamı birbiri ardına kapanan dükkanlardır, pazarda markette sürekli yapılan zamlardır, kabaran elektrik-su- doğalgaz faturaları dır, ödenemeyen borçlardır, evlere gelen hacizlerdir, çalışma saatlerinin uzaması, işten atmaların artmasıdır, iş cinayetleridir.

Krizin anlamı, milyonlarca yoksul-emekçi için ülkenin giderek yaşanamaz hale gelmesidir.

Aslında bugün temel mesele, bu büyük krizin faturasının kime ödetileceğidir. Üçte ikisi özel sektöre ve bankalara ait 467 milyar dolarlık dış borç ve bu devasa borcun ağır sonuçları, bu borçta sorumluluğu olmayan halka ödetilmek istenmektedir. Sendikal örgütlenmenin engellendiği, onbinlerce kamu emekçisinin ihraç edildiği, grevlerin yasaklandığı, hak aramanın bastırıldığı bir ortamda elde ettikleri yüksek kâr oranlarını hiç kimseyle paylaşmayanlar bugün zararlarını ve borçlarını halkın sırtına yıkmaya çalışmaktadır. “Nimete” kimseyi ortak etmeyen patronlar, külfeti nüfusun yüzde 99’unun üzerine yıkmaya çalışmaktadır.

Oysa krizin faturasını, bu düzen sayesinde ceplerini dolduran ve krizi yaratan patronlar ödemelidir.

Faturayı ödemesi gereken sadece patronlar değil, aynı zamanda siyasi iktidardır. Ülkeyi büyük bir yıkımın eşiğine getiren politikaları yıllardır kim hayata geçirdiyse, emeğin en temel haklarını kim gasp ettiyse, özelleştirmeler ve yerli tarımı bitiren politikalarla ülkeyi kim ithalata mahkûm ettiyse, ülkenin kaynaklarını kim betona gömdüyse, örtülü ödenek ve kanun dışı kaynak kullanarak savaş politikasına kim devasa bütçe ayırdıysa krizin siyasi sorumlusu da onlardır.

Her ekonomik kriz bir karar aşamasıdır ve bugün verilecek kararın temel sorusu şudur: Kriz karşısında işçiler, kamu emekçileri, işsizler, gençler, kadınlar, emekliler, köylüler, yoksullar mı korunacak; yoksa krize yol açan şirketler, bankalar, patronlar mı korunacak?

Bu ülkenin tüm zenginliklerini yaratan çoğunluğunun krizden korunması için omuz omuza vermek zorundayız. Böylece krizin bedelini sömürülen ve ezilen yüzde 99’a değil, krizi yaratan yüzde %1’e ödetebiliriz!

Bunun için acil taleplerimiz var:

– Başta asgari ücret olmak üzere tüm ücretlerde ekonomik krizin etkileri telafi edilsin, en az gerçek enflasyon oranında zam yapılsın!

– Temel hizmetler olan doğalgaz, su, elektrik ve ulaşıma zam yapılmasın, yapılan zamlar derhal geri alınsın!

– Şirketlerin krizi fırsata çevirerek işçi çıkarmaları yasaklanmalıdır.

Krizin bedelini ödememek için;

Emeğin haklarını omuz omuza savunmak için;

Faturayı patronlar ve siyasi iktidar ödesin demek için;

22 Aralık Cumartesi günü 14.00’da Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda buluşalım!

DİSK-KESK-TMMOB-TTB / 18 Aralık 2018

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlginizi Çekebilir

Bakteri üremiş etleri çamaşırsuyu ile yıkayıp satıyorlar

Türkiye’de yılda 360 bin ton tüketilen dönerde üreticiler, sektörde yüzde 85’e ulaşan ...